<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<feed xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<title>Klinik Psikoloji (Tezli - Türkçe) / Clinical Psychology (Thesis - Turkish)</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12566/603" rel="alternate"/>
<subtitle/>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12566/603</id>
<updated>2026-04-14T19:16:54Z</updated>
<dc:date>2026-04-14T19:16:54Z</dc:date>
<entry>
<title>Kemik iliği nakli olan çocukların ebeveynlerinin sosyal destek düzeylerine göre anksiyete, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu düzeylerinin karşılaştırılması</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12566/1817" rel="alternate"/>
<author>
<name>Özercan, Aysel</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12566/1817</id>
<updated>2023-11-15T13:12:01Z</updated>
<published>2023-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Kemik iliği nakli olan çocukların ebeveynlerinin sosyal destek düzeylerine göre anksiyete, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu düzeylerinin karşılaştırılması
Özercan, Aysel
Bu çalışmada, kemik iliği nakli olan çocukların ebeveynlerinin, sosyal destek düzeylerine göre anksiyete, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu düzeylerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır. Kemik iliği nakli ailelere maddi ve manevi önemli yükler ve sorumluluklar getiren ciddi bir sağlık sorunudur. Bu süreçte ebeveynlerin yaşadıkları hastalık sürecinin getirdiği yükleri ile anksiyete, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu gibi psikolojik sağlığı etkileyen sıkıntılar yaşayabilmektedirler. Bu &#13;
süreçte sosyal desteğin rolünü de inceleyen alanyazında az sayıda çalışma vardır. Bu çalışmada demografik değişkenler, algılanan ve alınan sosyal destek değişkenleri ile anksiyete, depresyon ve travma sonrası stres bozukluğu semptom düzeylerinin ilişkisi incelenmiştir. Ayrıca anksiyete, depresyon, stres ve travma sonrası stres bozukluğu değişkenlerinin ortalamaları demografik özellikler ve sosyal destek değişkenlerine göre &#13;
karşılaştırılmıştır. Betimsel araştırma olarak yürütülen bu çalışmada veriler anket yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın örneklemi, Antalya ilinde tedavi alan, Türkiye’nin çeşitli illerinde ikamet eden, kemik iliği nakli olan ve akut tedavisi tamamlandıktan sonraki süreçte olan çocukların hastaneye başvuruda bulunan ebeveynlerinin gönüllü katılımıyla oluşturulmuştur. Ebeveynlerden demografik özelliklerinin yanı sıra hastalık süreçleri hakkında bilgi toplamak amacıyla tanı tipi, tedavi süresi, nakil bilgileri, kontrol sıklıkları, maddi destek ve tedavi sürecindeki konaklama hakkında bilgiler toplanmıştır. Alınan sosyal desteği ölçmek amacıyla Sosyal Ağ Ölçeği, algılanan sosyal desteği ölçmek amacıyla Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği, depresyon kaygı ve anksiyete düzeylerini ölçmek amacıyla Depresyon Anksiyete-Stres Ölçeği, travma sonrası stres bozukluğu düzeylerini ölçmek amacıyla ise Travma Sonrası Stres Bozukluğu Ölçeği kullanılmıştır. Analizlerde değişkenler arası ilişki korelasyon analizleri, değişkenler arasında ortalama karşılaştırmaları T-Testi ve en etkili değişkenlerin tespiti amacıyla Karar Ağacı analizi gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmanın bulgularının kemik iliği nakli gibi hayati önemdeki hastalıklarda ailelerin zorlu tedavi sürecini psikolojik sağlıkları olumsuz etkilenmeden geçirebilmeleri için önleyici ve koruyucu bir destek sisteminin tanımlanması ve uygulanması konusunda gerekli sosyal ve yasal düzenlemelerin yapılmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.; The purpose of this study is to compare the levels of anxiety, depression, and posttraumatic stress disorder according to the social support levels of the parents of children with bone marrow transplantation. Bone marrow transplantation is an extremely serious health problem that imposes significant financial and moral burdens and responsibilities on families. In addition to the anxiety about the life of their children, parents can be under a heavy psychological burden while doing the necessities of the treatment stages. This can cause them to show symptoms of anxiety, depression, and post-traumatic stress disorder. The social support that parents will receive during this difficult process is an important factor for their psychological health. In this study, anxiety, depression and posttraumatic stress disorder symptom levels of parents were compared according to low and high perceived and received social support conditions. This study was conducted as a descriptive research and the data were collected using the questionnaire method. The sample of the study is the parents residing in Antalya, who have children after bone marrow transplantation and acute treatment. The sample was formed with the voluntary participation of these parents and the fact that they had not been diagnosed with a psychiatric or other chronic disease was determined as the participation criterion and snowball sampling was done. Data collection tools used in the study are: Multidimensional Scale of Perceived Social Support, Depression-AnxietyStress Scale, Post Traumatic Stress Disorder Scale and Social Network Scale. It is believed that this study will contribute to the definition and implementation of a preventive and protective support system in order to enable families to survive the difficult treatment process without adversely affecting their psychological health in vital diseases such as bone marrow transplantation.
</summary>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Özel sağlık kuruluşuna başvuran hamile kadınların ve hamile olmayan kadınların anksiyete ve depresyon belirtileriyle ilişkili faktörlerin karşılaştırılması</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12566/1808" rel="alternate"/>
<author>
<name>Aydın, Naciye Zulal</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12566/1808</id>
<updated>2023-11-14T08:30:46Z</updated>
<published>2023-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Özel sağlık kuruluşuna başvuran hamile kadınların ve hamile olmayan kadınların anksiyete ve depresyon belirtileriyle ilişkili faktörlerin karşılaştırılması
Aydın, Naciye Zulal
Hamilelik dönemi kadınların fizyolojik hormonal ve psikolojik değişiklikler yaşadığı bir dönemdir. Yapılan araştırmalar hamilelikte depresyon ve anksiyetenin yaygın olduğunu göstermektedir. Hamilelik döneminde artan depresif belirtiler ve anksiyete düzeyi hem anne hem de çocuk için risk faktörüdür. Hamilelik döneminde depresyon ve anksiyeteyi etkileyen faktörlerin farkında olmak müdahale etme şansını arttırmaktadır. Bu araştırmada 18-45 yaş aralığındaki hamile kadınların depresif belirti ve anksiyete düzeylerinin aynı yaş aralığında ve benzer demografik özelliklere sahip hamile olmayan kadınlarla karşılaştırılması, ek olarak; anksiyete ve depresyon düzeyleri ile ilişkili demografik özelliklerin incelenmesi amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda toplam 330 gönüllü katılımcı, Demografik Bilgi Formu, Beck Depresyon Envanteri ve Beck Anksiyete Envanterini içeren anket sorularını doldurarak çalışmaya katılım sağlamıştır. Elde edilen veriler IMB SPSS 22 ile analiz edilmiştir. Bağımsız örneklemler t-testi aracılığıyla yapılan analizler sonucunda; hamile kadınların Beck Depresyon Envanteri ve Beck Anksiyete Envanterinden aldıkları skorlar hamile olmayan kadınlara göre anlamlı şekilde daha yüksek bulunmuştur (p&lt;0.05). Aşamalı regresyon analizi sonucunda ise; hamile kadınlarda kürtaj geçmişi ve eğitim seviyesi değişkenleri depresyon seviyesinin %18’ini açıklamıştır. Düşük tecrübesi, sigara kullanımı, çalışma durumu ve kürtaj tecrübesi değişkenleri ise anksiyete seviyesinin %25’ini açıklamıştır.; The period of pregnancy is a time when women experience physiological, hormonal, and psychological changes. Researchs show that depression and anxiety are common during pregnancy. Increased depressive symptoms and anxiety levels during pregnancy are risk factors for both the mother and the newborn and can predict postpartum depression and anxiety. Being aware of the factors that affect depression and anxiety during pregnancy increases the chance of intervention, which is important for the well-being of the mother and the baby. This study aims to compare the levels of depressive symptoms and anxiety symptoms in pregnant women aged 18-45 who applied to a private healthcare institution with pregnant women of similar age range and demographic characteristics, and to examine the demographic characteristics associated with anxiety and depression levels. In this context, a total of 110 voluntary participants, including 50 pregnant women in the experiment group and 60 non-pregnant women in the control group, completed the questionnaire consisting of a Demographic Information Form, Beck Depression Inventory, and Beck Anxiety Inventory. The data obtained were analyzed using IBM SPSS 22. The results of the analysis conducted through independent samples t-test indicated that the scores obtained by pregnant women from the Beck Depression Inventory and Beck Anxiety Inventory were significantly higher compared to non-pregnant women (p&lt;0.05). The results of one-way analysis of variance revealed that anxiety scores of pregnant women differed according to income level groups (p&lt;0.05).
</summary>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Topluluk önünde konuşma kaygısında iki seanslık sanal gerçeklik ile maruz bırakma ve imgeleme ile maruz bırakma tekniklerinin karşılaştırılması</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12566/1807" rel="alternate"/>
<author>
<name>Tekdoğan, Cansu</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12566/1807</id>
<updated>2023-11-14T07:58:57Z</updated>
<published>2023-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Topluluk önünde konuşma kaygısında iki seanslık sanal gerçeklik ile maruz bırakma ve imgeleme ile maruz bırakma tekniklerinin karşılaştırılması
Tekdoğan, Cansu
Bu tez çalışmasında, topluluk önünde konuşma kaygısının tedavisinde, iki&#13;
seanslık sanal gerçeklik ve imgeleme ile maruz bırakma uygulamalarının, katılımcının kaygı ve kaçınma puanlarına etkileri araştırılmıştır. Bu doğrultuda topluluk önünde konuşma kaygısına sahip 30 katılımcı, 15’i VR ve 15’i imgeleme grubu olmak üzere iki gruba cinsiyete dayalı sıralı atanmış; kaygı ve kaçınma puanlarındaki azalmalar incelenmiştir. Araştırmadan edinilen veriler, demografik bilgi formu, STAI-TX&#13;
Durumluluk ve Süreklilik Kaygı Formu ve Liebowitz Sosyal Kaygı Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Elde edilen veriler Statistics Package for the Social Sciences (SPSS) programı kullanılarak analiz edilmiştir.&#13;
Grup içi karşılaştırmalarda Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi uygulanmış; gruplar arası karşılaştırma yapılırken kaygı ve kaçınma skorlarındaki değişimler, her iki grup için Mann-Whitney U Testi ile karşılaştırılmıştır.&#13;
Araştırma sonucunda, topluluk önünde konuşma kaygısının tedavisinde sanal gerçeklik ve maruz bırakma uygulamasının imgeleme ile maruz bırakma uygulamasına göre daha etkili olduğu saptanmıştır. Bu sonucun hem kaygı hem kaçınma puanları için geçerli olduğu görülmüştür. Araştırmadan elde edilen sonuçlar literatüre dayalı şekilde&#13;
tartışılmıştır.; In this thesis, the effects of two session virtual reality and two session imagery exposure on the participants' anxiety and avoidance scores were investigated in the treatment of public speaking anxiety. Accordingly, 30 participants with public speaking anxiety were randomly assigned to two groups, 15 of them VR and 15 of them imagery groups; decreases in anxiety and avoidance scores were examined. The data obtained from the research were collected using the demographic information form, the STAI-TX State and Trait Anxiety Form, and the Liebowitz Social Anxiety Scale. The obtained data were analyzed using the Statistics Package for the Social Sciences (SPSS) program. For in group comparisons Wilcoxon Signed Ranks Test was applied. When comparing the groups, a Mann-Whitney U Test was used to see the differences of changes in anxiety and avoidance scores of the groups. As a result of the research, it was determined that virtual reality exposure application was more effective than imagery exposure application in the treatment of public speaking anxiety. This result was found to be valid for both anxiety and avoidance scores. The results obtained from the research were discussed based on the literature.
</summary>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Çevrimiçi ve yüz yüze psikoterapide terapötik ittifak ve öz yeterlik inancı arasındaki yordayıcı ilişkide mesleki deneyimin aracı rolü</title>
<link href="http://hdl.handle.net/20.500.12566/1806" rel="alternate"/>
<author>
<name>Gökkaya, Gamze</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/20.500.12566/1806</id>
<updated>2023-11-14T07:42:13Z</updated>
<published>2023-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Çevrimiçi ve yüz yüze psikoterapide terapötik ittifak ve öz yeterlik inancı arasındaki yordayıcı ilişkide mesleki deneyimin aracı rolü
Gökkaya, Gamze
Bu çalışmada çevrim içi ve yüz yüze psikoterapide psikoterapistin algıladığı terapötik ittifak üzerinde, psikoterapistin psikolojik danışma öz yeterlik inancının yordayıcı etkisi üzerinde mesleki deneyimin aracı rolünün incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışmanın amacı doğrultusunda terapötik ittifak üzerinde psikolojik danışma öz yeterlik inancının yordayıcı &#13;
etkisi üzerinde mesleki deneyimin ne ölçüde aracılık ettiği tespit edilmiştir. Çalışmanın örneklemini 18-65 yaş aralığındaki 107 psikolog oluşturmaktadır. Çalışmanın ölçüm arası olarak Demografik Bilgi Formu, Terapötik İttifak Ölçeği Kısa Formu-Terapist Formu (TİÖ KF-TF), Psikolojik Danışma Öz Yeterlik Ölçeği (PDÖYÖ) kullanılmıştır. Verilerin normallik analizinin ardından bağımlı gruplar arası t testi, eşli gözlem t testi, Pearson &#13;
Korelasyon Analizi ve çok değişkenli adımsal regresyon analizi üzerinden incelenmiştir. Mesleki deneyimi incelemek üzere oluşturulan yapısal model yol analizi ile incelenmiştir. Yürütülen analizler sonucunda yüz yüze ve çevrim içi psikoterapi oturumlarında terapötik ittifakın alt boyutu olan bağ ve amaç alt boyutlarında ve PDÖYÖ alt boyutları arasında içgörü becerileri dışındaki tüm alt boyutlarında gruplar arası istatistiksel düzeyde &#13;
anlamlı bir ilişki gözlemlenmiştir. Çalışma süresi değişkenine göre gruplar arasında PDÖYÖ alt boyutlarında anlamlı bir farklılık gözlemlenmiş, TİÖ alt boyutları arasında gruplar arası bir farklılık bulunmamıştır. Model kapsamında araştırma hipotezlerine uygun toplam dört (4) adet regresyon modeli oluşturulmuştur. Aracılık analizi çıktılarına göre mesleki deneyimin TİÖ üzerindeki etkisinin istatistiksel olarak anlamsız olduğu ve Psikolojik Danışma Öz Yeterlik Ölçeği (PDÖYÖ) aracılığı ile Terapötik İttifak Ölçeği üzerine dolaylı etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmektedir. Çevrim içi ortamda yürütülen psikoterapilerde mesleki deneyimin PDÖYÖ aracılığı ile TİÖ üzerine dolaylı etkisinin istatistiksel olarak anlamlı olmadığı &#13;
görülmektedir. Çalışmanın bulguları ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve araştırmanın katkıları belirtilmiştir.; This study aims to examine the mediating role of professional experience on the predictive effect of the psychotherapist's counselling self-efficacy belief on the therapeutic alliance perceived by the psychotherapist in çevirimiçi and face-to-face psychotherapy. In line with the purpose of the study, it was determined to what extent professional experience mediated the predictive effect of counselling self-efficacy belief on the therapeutic alliance. The sample of the study consists of 107 psychologists between the ages of 18-65. Demographic Information Form, Therapeutic Alliance Scale Short Form-Therapist Form, and Psychological Counseling Self-Efficacy Scale were used as the measurement interval of the study. After the normality analysis of the data, intergroup t-test, paired observation t-test, Pearson Correlation Analysis and multivariate stepwise regression analysis were used. The structural model created to examine professional experience was examined by path analysis. As a result of the analyzes carried out, a statistically significant intergroup relationship was observed in face-to-face and çevirimiçi psychotherapy sessions in the subdimensions of the therapeutic alliance, in the sub-dimensions of bond and purpose, and in all sub-dimensions of PBLQ, except insight skills. A significant difference was observed in the PBLQ sub-dimensions between the groups according to the working time variable, and there was no difference between the groups in the PBL sub-dimensions. Within the scope of the model, a total of four (4) regression models were created in accordance with the research hypotheses. According to the mediation analysis outputs, it is seen that the effect of professional experience on WAI is statistically insignificant, and the indirect effect on the Therapeutic Alliance Scale via the Psychological Counseling Self-Efficacy Scale (PCSES) is statistically significant. It is seen that the indirect effect of professional experience on WAI through PBLQ in çevirimiçi psychotherapies is not statistically significant. The findings of the study were discussed within the framework of the relevant literature and the contributions of the research were stated.
</summary>
<dc:date>2023-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
